Yaşam Boyu Öğrenme
Yaşam Boyu Öğrenme

             

              İçinde yaşadığımız dönem çağlar boyunca devam eden bilgi birikiminin ve teknolojik gelişmelerin yüksek bir ivme kazandığı, bilgi çağı olarak da adlandırılan bir dönemdir. Hayatın, iş alanlarının ve yöntemlerinin, günlük hayatta kullanılan araç ve gereçlerin sürekli olarak değişimi ve gelişimi, çağın içinde yaşayan insanların bu duruma uyum sağlayabilmek için kendilerini güncel tutmalarını zaruri hale getirmektedir.

 

            Yaşam boyu öğrenme kavramı bu gelişmelerin hızlandığı 20.yy sonlarına doğru etkili olarak konuşulmaya başlamıştır. Genel anlamda yaşam boyu öğrenmenin, bireylerin kendi potansiyellerine ulaşmasını sağlamak, bireysel bilgi becerilerini geliştirmek, gelişen ve değişen hayata uyum sağlamasını sağlamak gibi hedefleri vardır. Kişinin öğrenmesinin, belli bir süre ile sınırlı olmadığı, doğduğu andan itibaren hayat boyu devam eden bir süreç olduğunu savunur.

 

            Geleneksel eğitimdekinin aksine eğitimden çok öğretim kısmına odaklanır. Belli bir program veya müfredata yoğunlaşmak yerine kişinin ihtiyaçları doğrultusunda bir sonraki aşamaya hazırlanmasını yine bireyin yönelimleri doğrultusunda sağlamaya yoğunlaşır. Ansiklopedik, teorik ezber gerektiren bir eğitim yerine; uygulamaya araştırmaya ve işbirliğine dönük, öğretmenin bilgi kaynağı olmadığı ve sadece rehberlik ederek bireyi araştırmaya yönelttiği bir eğitimi savunur.

 

            Yaşam boyu öğrenme, belli bir eğitim programı yaş ve diğer değişkenlere göre sınırlanmadığı için hayatın her alanında, her döneminde vardır. Bu sebeple çocuk ve genç bireylerin eğitiminin yanında yetişkinlere yönelik eğitim alanları, meslek içi veya meslek edinmeye yönelik çeşitli alanları da kapsamaktadır.

 

            Avrupa ülkelerinde yaşam boyu eğitim bu anlamda ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri, okul öncesi, üniversite ve mesleki eğitim, yetişkinlere, eğitmenlere yönelik birçok kapsamda destek vermeyi amaçlamıştır. Bu anlamda da birçok program oluşturulmuştur.

 

            Türkiye’de ise yaşam boyu eğitim, daha çok yetişkin eğitimi kısmıyla baskın olarak ele alınmıştır. Avrupa’nın aksine sahip olduğu yüksek genç nüfusu sebebiyle, eğitimsel hedefler bakımından uyuşmadığı düşünülmüştür. Nitelikli çalışan eksikliğini giderici mesleki eğitim, okuma-yazma eğitimi gibi yetişkin eğitimlerine ağırlık vermiştir. Ancak yine de başlı başına sadece yetişkin eğitimine verdiği ağırlık da diğer ülkelere kıyasla çok az kalmıştır.

 

             Dünya sürekli olarak değişim içerisindedir. Gelişen teknoloji, edinilen yeni ve güncellenen eski bilgileri, günlük hayatta kullanılan araç ve gereçler; eğitim, yönetim, bilim alanlarında ortaya çıkan yeni ilkesel ve teknik değişimler, insanların mizah anlayışları, mutluluk sebepleri, yaşam şekilleri, işledikleri suçlar gibi aklımıza gelen, gelmeyen her alanda hayat yenilenmektedir. Tüm bu gelişmelere uyum sağlamak, tedbir almak, belli bir refah ve güvenlik seviyesini sağlayabilmek, kısacası genel anlamda içinde bulunduğumuz çağı anlamak kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Aksi durumda, halen dahi çağlar öncelerinin yöntemlerine, sistemlerine, fikirlerine mecbur kalırız. Dünyayı anlayabilmek, demokratik bilinç oluşturabilmek, kendi seçimlerimizi yaparak hayatımıza kendi irademizle yön verebilmek, içinde bulunduğumuz çağın bir insanı olabilmek, diğer uygarlıklarla aynı çağda yaşayabilmek yani “çağdaş” olabilmek için yaşam boyu eğitim, önem verilmesi gereken, titizlikle uygulanması gereken her birey ve toplum için mutlak bir zorunluluktur.

0 Yorum

Yorum Yap

Yorumlarınız editör onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Yorumunuz alındı. İncelemenin ardından yayınlanacaktır.

Bir hata oluştu. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.